9 MADDEDE SAĞLIKLI SINIR NASIL KONULUR?

9 MADDEDE SAĞLIKLI SINIR NASIL KONULUR?

Bazı ebeveynler sınır koymada ağır cezaları, bazıları da yumuşak yöntemlerle ikna etme yolunu seçer. Bu ikisi arasında gidip gelen ebeveynler de vardır. Bazıları da net ve açık mesajlar verir, çocukların tepkilerini izler ve etkili bir şekilde müdahale eder.

  • Sınır koyarken müdahale ettiğimiz alan çocuklarımızın duyguları değil, davranışlarıdır. Bu açıdan duygularını ifade etmelerine engel olmamak, onları anlamaya çalışmak sınır koymada çok kıymetli bir yere sahiptir. “Çok üzüldüğünü anlayabiliyorum” Bir davranışa “Çocuğum bunu neden yapıyor?” diye yaklaşmak onların duygularını anlamakta bize yardımcı olur. Çocuklarımız da zaten bizden en çok bunu isterler: “Anlaşılmak” 
  • Sınır koyarken beklentilerimizi basit bir şekilde söylemek oldukça önemlidir. Çocuklar için net olmayan mesajlar kafa karıştırıcı, uzun cümleler ise anlamsızdır. Çocuğumuzun neyi yapmasını istemediğimizi açıkça söylememiz gerekir. Sınırları zorlayan bir çocuğa “Sen iyice zıvanadan çıktın.” demek hiçbir anlam ifade etmez. Sahi siz zıvananın kelime anlamını biliyor musunuz? 😊 Bunun yerine  “Akşam dokuzda uyumuş olmalısın. Çünkü uyku büyümen için çok önemli ve senin büyümeni önemsiyorum.” diyebiliriz. 
  • Uyulması gereken kuralları önceden belirlemek ve çocuğumuza kısa, net ve anlaşılır şekilde ilan etmek sınır koymamızı kolaylaştırır. Örneğin “akıllı ol, uslu dur” demek yerine “yerde cam parçaları var. Ben temizleyinceye kadar oturduğun yerden kalkmamanı istiyorum.”
  • Kuralları evin buzdolabına/duvarına asmak sürece katkı sağlayabilir. Örneğin “bu evde bağırmak, kaba konuşmak ve vurmak yasaktır.” Altına imzalarımızı atmayı ihmal etmeyelim 🙂
  • Sınır eğitimi 2 yaştan sonra başlar. Bu yaşa kadar çocuğumuzu ona zarar verecek şeylerden korumaya odaklanmak yeterlidir. Sınır koysak da zihinsel gelişim süreçleri bunu anlamaya elverişli değildir.
  • Sınır koyma sürecinin en zor kısmı iki hafta kadar sürebilir. Çünkü çocuklar ne kadar ağlarlarsa o kuralın delinebileceğini test ederek sınırlarını öğrenirler. Bu süreçte bol bol kucaklaşma ve ten teması onlara iyi gelecektir. Prensiplilik asık suratla değil istikrarla sağlanır 🙂
  • Bu süreç ve sonrasında tutarlı davranmak önemlidir. Sözlerimizin davranışlarımızla desteklenmesine en çok çocuklarımızın ihtiyacı vardır, çünkü onlar da ebeveynlerin kararlı ve tavizsiz olmalarını ister ve bu güven vericidir. Örneğin “bağırmak yasak” gibi bir kuralımız varsa bizler de bağırmamalıyız. Tutarsız davranmak onlar üzerinde toksik etki yaratacaktır.
  • Eğer çocuğumuza “ … yapmak mı? … yapmak mı?” gibi bir seçenek sunduysak onun seçimine saygı duymamız gerekir. 
  • Çocuklar bazen tıpkı bozuk bir plak gibi aynı şeyi ısrarla ister. O zaman ebeveyn de bozuk plak olmalı ve ısrarla “Bunu konuşmuştuk” vs. demelidir. Başka bir teklif sunarak onun taleplerine önem verdiğimizi hissettirebilir. Yapılmayan bir şeyin yerine yapabileceğimizi koymak, sınırların istikrarını sağladığı gibi çocuğun kendi hayatında güçsüz ve etkisiz bir konumda deneyimlememesine neden olur. Örneğin “Bugün ekran süren dolduğu için tablette satranç oynayamazsın, ama istersen satranç setinde ikimiz bir el oynayabiliriz?” 
  • Çocukların yeni konulan bir sınıra ayak uydurmaları onlar için zor bir süreçtir. Adapte olmaları için yardımcı olmalıyız. Bu süreçte suçlayıcı olursak kendilerini neyle suçladığımızı anlamayabiliecekleri gibi suçlu hissedebileceklerdir. Örneğin “Beni kızdırmak için mi yapıyorsun?” yerine “Bu konuda yeni bir karar almıştık. Sana hatırlatmamı ister misin?”

 

KAYNAKLAR